NEDEN AKDENİZ?
Mustafa Kemal Atatürk'ün "Ordular ilk hedefiniz Akdeniz'dir İleri" emriyle işaret ettiği gibi İLK HEDEFİMİZ AKDENİZDİR.
AKDENİZ bütünleşmiş küreselleşen dünyada Türk ütopik hedefinin yeni kızıl elmasının adıdır.
Bir iç deniz olan Issık göllü Türkistan coğrafyasından at sırtında Batıya giden Türkler bir iç deniz olan AKDENİZ'i "Issık göl" gibi algılamışlar ve onun iç deniz vasfını Issık göl ile birleştirmişler ve bütünleştirmişlerdir.
Osmanlı Klasik devir padişahları devrinde AKDENİZ Garp ocakları ile bütünleşmiş bir Türk gölüdür. Türk'ün Akdeniz üzerindeki batıdaki en ucu olan Garp ocaklarının izni olmadan Akdeniz'e girmek mümkün değildi.
Katıksız Türk sözcüğü olan AKDENİZ, uygarlığın ve batının Kamus-u Türki'deki adıdır. Akdeniz sözcüğünün "Ak" ön eki yönleri renklerle ifade eden Türk ön görüsünün uygarlığa yansımasıdır. Kısaca Akdeniz sözcüğü uygarlığın adıdır.
AKDENİZ demek, Adana, Mersin, Hatay demektir, Akdeniz demek KIBRIS demektir, AKDENİZ demek Ortadoğu demek, AKDENİZ demek Avrupa demek Akdeniz demek Anadolu demektir.
Ama öyle bir deniz var ki suları, adaları, kıyıları nice medeniyet doğurmuş. Doğurdukça genişlemiş, doğurdukça farklılaşmış. Girizgâhı Antik Çağ'da saklı bir deniz: Akdeniz. Dinlerin, kutsal kitapların yolu; sessizliğin, sesin, fetihin, savaşın, barışın, tanrının, insanın yurdu; suyunda tacirler, korsanlar, maceraperestler, adalar saklamış; Arap biliminin, Minos çömleklerinin, Miken vazolarının, Roma mimarisinin, Yunan estetiğinin, Osmanlı'nın şahidi Akdeniz. "İlkçağ ve Ortaçağ insanlarının gözünde, dünyanın ortasında duran deniz", Akdeniz.
AKDENİZ tarihi çoğu kez güçlü etnik, ekonomik ve dinsel farlılıklarının bilincinde olan komşular arasındaki kapışmaların tarihi olduğu kadar, ticari, kültürel, dinsel ve siyasal bakımdan bir arada yaşamanın tarihidir.
Akdeniz'in fetihlerle, din çatışmaları ve imparatorluklar arası husumetle doğmuş Batı uygarlığının beşiği olduğu gerçeği.
|